Uç 787, Uç!
20 Aralık 2009

Bu haftaiçinde Boeing 2 senedir ertelediği yeni uçağının test uçuşlarına başladı. 787'nin çarpıcı özelliklerini şöyle sıralayalım: En az tüketenden %20 daha az yakıt tüketen yeni teknoloji, dolayısıyla daha az karbondioksit salınımı. Daha uzun menzile çift motorla uçuş. Daha sessiz motorlar. Taşıyıcılar için daha az bakım yapma ihtiyacı. Geliştirilmiş kanat yapısı. Türbülansı daha az hissetmemize sebep olacak otopilot. Koyuluğu ayarlanabilir geniş pencereler. Dışarıdaki havayı filtreleyerek içeri alan nezih bir kabin. Gelişmiş kabin aydınlatma sistemi.
Youtube'daki ilk test uçuşu izlenebilir durumda. THY'nin de en kısa zamanda 787'leri filosuna katacağını umuyorum.

Koskoca 1 sene geçmiş
30 Kasım 2009

Uzun zaman oldu yaz(a)mayalı. Bu süre içinde neler yaptığımı özetleyecek olursam askerlikle başlamalıyım. Manisa Demirci'de Jandarma Onbaşı olarak askerliğimi yaptım ve 20 Eylül'de döndüm. Askerde KPSS'ye çalıştım. Döndüğümde en azından A grubu kadrolarda bi işe başlamak için iyi bir puanım olsun istiyordum. P1'de 44. oldum. Aslında gerçekten yüksek bir puanım vardı. Kısmet değilmiş, başka bir işe girdim. 2 aydır yeni işimdeyim. Onun dışında hediye biletimi kullandım. Bangkok'u görme fırsatım oldu. Aklımda kalanlar: nem, masaj, alışveriş ve buda. Yeni bir saat aldım: Swatch YGS716GX. Strawberrynet.com'da büyük indirimler vardı. Kaçırmadım, 3 parfüm aldım. Beklediğim gibi çabuk ve özenli bir şekilde geldi. Fotoğraf çekemiyorum uzun zamandır. Anlatacak çok şey birikti. Birazı da sonraya kalsın.

TOEFL IBT'den geçer not
22 Kasım 2008

Daha önceki senelerde PBT ve CBT ismiyle yapılan İngilizce seviyenizi ölçen TOEFL son 1 senedir IBT olarak düzenleniyor. İlk haliyle(PBT olarak) kağıt üzerinde çözdüğünüz test, CBT ile bilgisayar ortamına taşındı. Son hali olan IBT'de ise bilgisayarın Internet bağlantısı da olması gerekiyor. Sınavda 4 bölüm var. Eskiden farklı olarak konuşma bölümü de eklenmiş ve işleri zorlaştıran kısım da burası. Sınava en az 1 hafta önceden kayıt olmak gerekiyor. Ücreti ise el yakacak cinsten. 4 saatlik sınav için 185 USD ödemelisiniz ve sonuçları öğrenmek için 20 gün kadar bekleme süresi var. 98 puan alarak kendimi bile şaşırtarak 2 sene boyunca geçerliliği olan bir belgem var artık İngilizce seviyemi gösteren. Sınav için verebileceğim ipucu iyi bir altyapıyla sınavı geçmek zor değil ama "speaking" için pratik yapmak şart

Dünyayı Emirates ile Gezin
20 Kasım 2008

Yaklaşık bir ay önce dünyanın 5 yıldızlı havayolu şirketi Emirates'in başlattığı kampanya bu ayın 17sinde sona erdi. Yarışmada Emirates'in uçtuğu çoğu Güneydoğu Asya'da bulunan şehirlerle ilgili sorulara en kısa sürede cevap veren ilk 10 kişiye uçak bileti hediye edildi. Ben Avustralya-Yeni Zelanda hattından bir şehre gidiş dönüş bilet kazandım. Emirates'le daha önce uçmadığım için hizmet kalitesini merak etmiyor değilim aslında. Umarım güzel bir seyahat olacak.

Grip Aşısı
10 Ekim 2008

Kayıtlara göre her yıl 500 milyon insan grip oluyormuş. Oxford üniversitesi bilim insanlarının hala üzerinde çalıştığı aşı sayesinde bir kere grip aşısı yaptıran kişi bir daha grip olmayacak. Halk arasında söylenilegelir, tedavi edilirse 1 haftada, edilmezse 7 günde geçer. Dikkat edilmezse larenjit, farenjit, sinüzit ve orta kulak iltihabına da yol açabilir grip. Her sene değişebilen grip virüsüne karşı koruyucu olmayacağını iddia etseler de henüz ciddi şekilde grip olmadığım için bunu grip aşısına bağlıyorum. Kolunuzda geçici bir sızlamaya sebep oluyor. Bazı insanlarda hafif geçirilen bir grip aşının etkisini göstermesi olarak yorumlanabilir. 16 YTL karşılığında tüm eczanelerde grip aşısı bulunabiliyor.

Internet Saati
16 Eylül 2008

Aslında çalışma prensibi çok kolay olan Internet Saati'nin mucidi Swatch. Internet saati'nde her gün 1000 "vuruş"a bölünüyor. Dolayısıyla her bir vuruş 86.4 saniyeye eşit oluyor. Diyelim ki farklı ülkelerden iki kişi randevulaşmak istiyorlar. Aradaki saat dilimi farkını bilmelerine gerek yok. Çünkü referans alacakları saat ikisi için de aynı. Günün başladığı meridyen ise İsviçre'deki Swatch genel merkezinden geçiyor. Anlayamadığım nokta ise böyle bir icadın Swatch'un satışlarına nasıl bir katkı yaptığı..

Monako
10 Ağustos 2008

Fransa'nın güney sahilleriyle başlayan yaz tatilimin ikinci gününde dünyanın en yoğun nüfusuna sahip minik prensliği Monako'daydım. Tek komşusu Fransa olan Monako kumarhaneleri ve F1 pistiyle tanınıyor. Sahil şeridini 2 saatte yürüyerek bir uçtan bir uca varabilirsiniz. Fransa'yla yapılan anlaşmaya göre prenslerden herhangi biri erkek evladı ölmeden ölürse, Monako Fransa'ya bağlanacakmış. AB ülkesi olmamasına rağmen Euro kullanılıyor. Nice'ten Monako'ya 1 Euro'ya belediye otobüsleriyle ulaşım mümkün. Trene kıyasla otobüs yolculuğu daha keyifli. Güzergah boyunca harika bir manzaraya hazırlıklı olun. Bu sitede Monako'ya dair pek çok bilgi bulmak mümkün

WiiFit
4 Temmuz 2008

Nintendo yeni oyuncağını piyasaya sürdü sürmesine ama pek rastlamamıştım reklamlarına. Bilindiği gibi Wiinin sizin hareketlerinizi algılama özelliği vardı. Nintendo WiiFit'te ise ekranın karşısında Yoga, Fitness, Aerobik yaparak kilo verebiliyorsunuz. Boyunuzu kilonuzu giriyorsunuz ve verilen programı uyguluyorsunuz. Çember çevirme bunlardan biri mesela. İp üstünde yürüyüp, topa kafa vurmaya çalışıyorsunuz. Ekranda sizin yerinize bir animasyon karakteri var. Onu canandırıyorsunuz bir bakıma. Geçmiş egzersizlerinizin de kaydını tutuyor. Bu aparatin Türkiye fiyatı 199 YTL. Denenebilir bence, hem yaz da geldi

Uğur Böcekleri
22 Haziran 2008

Bugün üzerimde bir uğur böceği buldum. Sütlü kahve renginin üzerine siyah noktaları vardı. Omzumdan yere indirdiğimde önce her zaman yaptıkları ölü taklidini yaptı ve bacaklarını vücuduna doğru topladı. Daha sonra elime aldığımda aslında ne kadar iyi uçabildiğini de ispatladı. Tüm dünyada bir uğur simgesi olarak görülür, belki de en fazla Türkiye'de. 5000 çeşidi olduğu söyleniyor. Kimi yerlerde boyları 1 cm.i buluyormuş. İngilizce'de neden 'ladybug' olarak adlandırılır, onu bir türlü anlayamadım doğrusu

Dünyanın ilk sportif aktivite Coupési
31 Mayıs 2008

Bir zamanlar büyüklerimiz bir Mercedes, bir de diğerleri derdi ya. Artık bir BMW de bir Mercedes standardında araba üretiyor. Bundan çok kısa bir süre önce X6 modelini piyasaya sürerek yeni bir segment yarattı dersem yanlış olmaz. Tüm dünyayla aynı anda Türkiye'de satışa sunarak bizlere de jest yapmış oldu. Fotoğraflarını buradan görebilirsiniz. Detroit otomobil fuarında en dikkat çeken tasarıma sahip otomobile verilen Eyes on Design ödülünün de bu yılki sahibi kendisi. Aracın satış fiyatı 118bin Eurodan başlıyor ve 151bin Euroya kadar çıkıyor. Dünyada konulan 40bin satış hedefini şimdiden yakalamış durumda olması da büyük bir başarı. Kimilerinin rüyalarında kalmak zorunda belki bir süre daha

Hint pilavı
29 Mayıs 2008

Yurtlarda senelerini geçirmiş bir erkek olarak pilava doyduğumu düşünüyordum. Ne zamanki yemeyi bıraktım, özlediğimi hissettim. Buraya geldikten sonra ilk kez kendi başıma pilav yaptım. Zamanla daha iyi yaptığım bikaç şeyden biri sanırım. Onlarca pirinç var yeryüzünde pilav yapmakta kullanılan. Hint pilavı basmati pirinciyle yapılıyor. Buradaki marketlerde farklı ülkelere ait pirinçler bulmak mümkün. Ev arkadaşı hint olan bir insanın da evinde bulunması gerekir mutlaka basmati. Pirincin prensi olarak anılıyor. Punjab eyaletinde yetiştiriliyor ve Himalayadan gelen kaynak sularıyla beslenen harika bir deltaya kurulu bir eyalet bu. Tabii ki böyle özenle yetişen pirincin diğer pirinçlerden ayrılan birçok özelliği var. Örneğin piştikten sonra boyu iki katı kadar uzayabilen tek pirinç türü. Her zaman değil zaman zaman yenmesi öneriliyor. Diğer çeşitlere göre daha pahalı ve genelde ortadoğuda yaygın olarak tüketiliyor. Gerçek şu ki, bir hint lokantasında yenilen bu pilavın tadı bir başka oluyor.

Nargilemin Marpucu
18 Mayıs 2008

Ahmet'in Amsterdam ziyaretiyle birlikte aklıma geldi. Aralık 2007'de Türkiye dönüşü almıştı nargilemizi. Değme nargilecilerle yarışabilecek kadar bu işi iyi becerdiğimi söyleyebilirim. Bu 6 ay içinde tecrübem arttı tabii ki. Nargile aslında Asya'ya ait bir tütün içme aracı. Sudan geçerek süzülen dumanı hortum aracılığıyla içinize çekiyorsunuz. Kimilerine göre adap ve şekil bunu bir araçtan öteye götürerek kültürel bir nesne yapmıştır. 4 parçadan oluşuyor nargile: 1. Ser-Nargilenin uzun gövdesi, 2. Lüle-Tömbekinin koyulduğu delikli tabla, 3. Marpuç-Dumanı çektiğiniz hortum, 4. Şişe-Filtre vazifesi gören suyun bulunduğu bölme. Ser kısmının minareyi andırması aslında İslamla bağdaşlaştırılabilir. Marpuç kısmının el dokuması kilim motifleriyle bezenmesi de Doğu medeniyetini temsil ediyor. Dumanı ve tadıyla ideal bir nargile içebilmek için dikkat edilmesi gereken 1-2 önemli nokta şunlar: Suyun seviyesi serin inceldiği noktayı 2 parmak kadar geçmeli, tütün mutlaka kapalı bir kapta saklanmalı, kömür eğer çok sıcaksa tam ortaya değil kenara doğru bırakılmalı ve her içimden sonra en baştan hazırlanmalı. Ayrıca nargileyle ilgili görgü kuralları bile yerleşmiştir. Örneğin, içerken yüksek sesle konuşulmaz, ateşinden sigara yakılmaz, nargilenizi her zaman kendinizden alçak bir yere koyulur, marpuç alt kısmından tutulur veı sigara içer gibi içmek yerine nefes alır gibi içilir ve ağır ağır çekilir.

Amsterdam'a yaz geldi!
12 Mayıs 2008

Henüz daha mayısta olmamıza rağmen Amsterdam'da 26 dereceyi de gördük. Burası için oldukça yüksek bi sıcaklık. Yazlıklar dolaplardan indi. Aslında Hollandalılar kışın bile bizim ilkbaharda giydiklerimizi giyiyorlar. O yüzden yazlıklarını tahmin etmek pek güç değil. Uzun yıllar mayıs ortalaması 12-25 dereceymiş. Geceleri hala üşütüyor. Gündüzler oldukça uzun artık. 7 gibi doğan güneş 22den önce kaybolmuyor. Bu yüzden uyumak zor, uyanmak kolay. Turistler için en ideal aylar mayıs ve eylül. Eğer hala Amsterdam planı yapmadıysanız geç kalmış sayılmazsınız. Belki bundan 3 sene önce olsa, şemsiyesiz gelmemeniz önerilirdi ama artık eskisi kadar yağmur da yağmıyor buralara.

Koninginnedag (Queen's Day)
30 Nisan 2008

Hollanda'da her yıl 30 Nisan'da (eğer pazara geliyorsa 29 Nisan'da) kutlanan Queen's Day dünyanın en büyük sokak partisi olarak biliniyor. Ayrıca buranın resmi tatili. İki önemli kısımdan oluşuyor. Birincisi Free Market yani herkesin dilediği her şeyi tezgahlarda satabildiği pazarlar ki genelde turuncu renkli şeyler olması tercih ediliyor. İkincisi ise 1 milyon kişinin katıldığı açık hava partisi. Her köşe başında kendi müziğini yapan DJler ve gün boyu süren dans. Hatta bir rivayete göre bu gece için kalacak yer bulmak çok zormuş ve 6 ay öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekirmiş. Kraliçe Wilhelmina'nın doğum günü kutlaması olarak ilk defa 31 Ağustos'ta kutlanmaya başlanmış. 1948 yılında Kraliçe Juliana'nın doğum günü olan 30 Nisan yeni Queen's Day olmuş. Kraliçe Beatrix kendi doğum günü olan 31 Ocak yerine 30 Nisan gününün Queen's Day olarak kalmasını uygun görmüş. Bunun nedeni ise böyle bir sokak partisinin Nisan ayında daha güzel bi havada olabileceğini düşünmesiymiş.

Nike Street Pana
26 Nisan 2008

İlk kez Nike'tan spor ayakkabı aldım bugün. Gayet de şıklar bence. Bu sitede fotoğrafını bulabilirsiniz! Şu ana kadar aldığım her ayakkabıda yaşadığım ayakkabı vurmasını bunda da yaşadım. Tahminen 2-3 gün daha sürecek. Bu süre içinde sabırlı olmaktan başka bi şey yapamıyorsunuz. Çünkü alınan yeni ayakkabılarda sıklıkla görülen ayakkabı vurması, size aldığınız ayakkabının numarası aslında sizin bedeniniz değil mi sorusunu düşündürtebiliyor. Eğer ayakkabıcınıza götürürseniz çekiç darbeleriyle ayakkabı derisinin sert olan kısımlarını yumuşatmasını sağlayabilir ve acıyı hemen dindirebilirsiniz. Böyle bir şansınız yoksa ayakkabı kalıbına koymak da güzel bir çözüm olabilir. Ya da son olarak ayakkabının ayağın formunu almasını beklemeniz ve acıya tahammül etmeniz gerekir. Kimileri için bu süre pek geçmek bilmese de eğer ilk giydiğinizde rahat hissetiyseniz er ya da geç tekrar rahat hissetmeye başlayacaksınız.

Doğru oturmam gerek
11 Nisan 2008

Özellikle son günlerde diz kapaklarımdan ayak bileklerime kadarki bölgede dayanılmaz ağrılar oluyordu. Internet'te gezinirken bir haber gözüme çarptı. Ofiste dizleri 90 derece kırıp oturmak diz kapağındaki kıkırdağı kemikle sürekli temas halinde tutuyor ve yumuşak hale getiriyormuş. Buna tıpta "tiyatro bulgusu" adı veriliyormuş. Çünkü bu sorunu yaşayan kişiler, tiyatro ve sinemaya gittiklerinde en uçtaki koltuğa koridora doğru dönerek otururlarmış. Uzun süre aynı yerde oturamazlar ve dizlerinde ağrı ortaya çıkarmış. Bu nedenle bacakların uzatılarak oturulması, masa altına yükseltici konulması gerekiyor. Uzun oturuşlarda vücutta ortaya çıkan dengesizliklerin ilacı ise yüzmekmiş! Günde 20 dakika, haftada 3 kere

Annem-babam beni çok severmiş
2 Nisan 2008

İçinde 90ların Türk Pop müziğinden yaklaşık 500 şarkının olduğu bir albüm geçti elime. Grup Gündoğarken'den "Ankara'dan Abim Geldi" bende özel bir yeri var. Bu arada grup 1982 yılında Şeşen kardeşler tarafından kuruldu. Bu parçaları asıl çıkış yaptıkları aslında. 1993'te piyasaya sürdüler bu albümü. Bu parçanın sözleri ve müziği İlhan Şeşen'e ait. Sözlere bırakalım sözü:

Ankara'dan Abim Geldi

İçimi kemirir durur çok zaman
Olur olmaz bir yerde
Olur olmaz sorular
Açılır zaman zaman bir kapı
Olur olmaz bir yerden
Olur olmaz bir yere
Bir sinemanın önündeyim
Siyah beyaz bir film varmış
Annem babam beni çok severmiş
Ankara'dan abim gelmiş
Evde bir bayram havası
Annem babam beni çok severmiş
Dağılır duman duman bir ömür
Olur olmaz karşımda
Olur olmaz geceler
Karışır mesafeler o anda
Olur olmaz uzaklar
Olur olmaz kısalır
Kadıköy'den İstanbul'a
İlk avare akşamlar
Alnımda ergenlikler
İlk aşkı müjdelermiş
Annem babam beni çok severmiş
Bir sinemanın önündeyim
Siyah beyaz bir film varmış
Annem babam beni çok severmiş
Ankara'dan abim gelmiş
Evde bir bayram havası
Annem babam beni çok severmiş
Of annem, annem

Iphone, wow!
24 Mart 2008

Bir yarışmada Iphone kazandım. Elime geçmeden önce sorsalar, heralde fiyatı kadar etmez derdim. Zaten Amerika dışında bulmak da pek mümkün değil. 4 ana özelliği varmış: telefon, ipod, internet ve yüksek teknoloji. Şöyle ki ortalama bir Nokia'dan eksiği yok telefon konusunda. Ipod'ların hepsinde olmayan video desteği Iphone'da mevcut:) Ekranı 90 derece çevirdiğinizde görüntü de otomatik dönüyor. Bence harika bi olay bu! WiFi desteği ve Safari sayesinde Internet'te kolayca surf yapılabilir. Haritalar Google Maps'ten otomatik güncelleniyor, kaybolmaya son! YouTube videolarına pratik erişim de var. Yüksek teknoloji olarak da tam dokunmatik ekran (kaleme ihtiyacımız yok!), kablosuz bağlantı, ekran dönüşünü anlayabilen sistem, OS X dedikleri Apple'ın efsane işletim sistemi ve telefonu kulağınıza yaklaştırdığınızda ekran ışığını söndürüp kulağınızla yanlışlıkla ekrana dokunmanızı önleyen yakınlık sensörü kastediliyor. Bence kamerası biraz yetersiz, 2 MP! Bir de yemek yapmasını bilmiyor:)

Wok? O da nesi!
12 Mart 2008

Bugün iş çıkışı farklı birşey yiyelim dedik Oğuz'la. Daha önce yiyenleri seyretmişliğim olan Wok'u deneyelim istedik. Wok Çin asıllı bir yemek. Dibi derin bir tencerede pişiriliyor. Genelde bir ana malzeme belirleniyor evvela. Sonra da bu malzemeyi bütünleyen sebzeler ya da etler ekleniyor. Sos olmazsa olmazlardan. Ana malzeme olarak pirinç ya da erişte tercih edilebilir. Ara malzemeler olarak da biftek, tavuk, mantar, brokoli, mısır seçilebilir. Soslar arasındaki farkları hala anlayabilmiş değilim. Biz çubuk yerine çatal kullandık. İlk kez yiyeceğim wok'u ağzıma yüzüme bulaştırmak istemedim. Amsterdam'da birçok yerde bulabilirsiniz. Wok To Walk fena değildi bence. Fiyatına gelince içecek dahil 10 Euro.

Böyle kahpedir dünyaaa
29 Şubat 2008

4 senede bir 1 gün fazla çeken aydan korkmak gerekir belki de. Sanırım yollarımız ayrılıyor Ahmet'le. Aynı lise, aynı üniversite, aynı iş ve aynı evi paylaşmak çok güzel bir duygu ama bugün elindeki o zarfı gördükten sonra yerimden kalkamadım. 5 ayda bu kadar tecrübe kazanabileceğin bir iş bulur musun bilmiyorum ama Allah bir kapıyı kapatır, bir kapıyı açar, sakın unutma..

Burada herkes spor yapıyor galiba?
23 Şubat 2008

1 haftadan beridir fitness'a gitmiyordum. Şirketten döndüğümde yorgundum hafta boyunca. Spor hayatın içinde burada adeta. Deniz seviyesinin altında olmasına rağmen saloniçi kayak bile yapılabiliyor. Squash oynamak da oldukça ucuz. Ne zaman salona gitsem hep kalabalık. Bu arada en son tartıldığımdan bu yana 2 kilo almışım. Vücut geliştirmeyle ilgilenenler bilirler. Ağırlık kaldırmada eğer az tekrar yerine çok tekrar tercih edilirse vücut daha fazla enerji harcadığı için kaslar fazla büyümez ama birbirinden ayrıldığı noktalar belirginleşir, yağ yakımı daha fazla olur. Artık daha az tekrar yapacağım kilo almış olmama rağmen. Çünkü vücudun hızlı geliştiğini görememek fitness'tan soğumanın başlıca sebeplerinden biri. Havalar ısınsın artık, haftasonu bisiklet turu yapmak istiyorum!

Uçak, babama selam söyle!
9 Şubat 2008

İstanbul'a gitmeyi uzun süredir planlıyordum ve 1 hafta kalıp döndüm, pek de hızlı geçti. İlk zamanlar uçaktan korkardım. Artık duygusal anlamlar yüklediğim için seviyorum onu. Bugün bindiğim uçak Pegasus'un en yeni uçağı "Hayırlı"ydı. Tüm yolculuk boyunca yanımdaki iki kız eleleydiler. O kadar korkuyorlardı ki güneşliği inene kadar açmadılar. Tam aksine şu ana kadar yaptığım en rahat uçak yolculuklarından birisidir diyebilirim. Sanırım Boeing senelerin tecrübesini bir şahesere dönüştürmüş. İnanması güç ama herhangi bir zamanda 1250 Boeing 737 havadaymış ve her 5 saniyede bir bunlardan birisi inip kalkmaktaymış. İlk Boeing 737 1967'de uçmuş. 40 seneden fazla bir süredir sevenleri birbirine kavuşturuyor anlayacağınız. Hava Amsterdam'da çok güzel tıpkı İstanbul'a indiğim ilk günkü gibi.

Artık benim duyduklarımı herkes duyacak!
26 Ocak 2008

Aslında bunu daha önce çok düşünmüştüm ama başarabileceğimi sanmıyordum doğrusu. Önce Winamp'ın en son sürümü olan 5.52yi buradan yükledim. İndirmem gereken 3 dosyadan ilki buydu. Sonra Plugin ve Server için gerekli olan dosyaları da yine Shoutcast'tan indirdim. Modem ayarlarından 8000 ve 8001 numaralı portları açtım. Winampı çalıştırdıktan sonra Pluginlerden Nullsoft Shoutcast Source DSP pluginini seçip Configure Active Plug-in'e tıkladım. Output Configurationda Address kısmına IP adresimi yazdım ve porta da 8000i seçtim. Password bölümü önemli. Burada kendi keyfime göre belirlediğim şifreyi sonra da sc_serv.ini dosyasını notepadle düzenleyerek Password= kısmına aynen kopyaladım. Sonra yaptıklarımı kaydedip tüm programlardan çıktım. Bilgisayarı yeniden başlattıktan sonra önce serverı sonra plugini çalıştırdım. Connect'e tıkladım ve artık tüm dünya beni dinlemeye hazır. İyi eğlenceler arkadaşlar! Şu an Mustafa Çeçeli - Unutamam çalıyor..
Not: Sorularınızı e-mail ile zevkle cevaplayabilirim.

Amsterdam'dan Paris'e
14 Ocak 2008

En hızlı gidebileceğimi düşündüğüm araç trendi. Fransa'nın gözbebeği, biricik hızlı treni TGV'nin Amsterdam'la Paris arasında sefer yapanı Thalys. Bu gezi için bileti 2 ay önceden aldım. Gidiş dönüş 69 Euro tuttu. Süre olarak 4 saat 10 dakikada Paris Nord'a ulaştık. Paris dünyada en fazla turist çeken şehir ünvanına sahipmiş. Bir yanda Eiffel kulesi, diğer yanda Arc de Triomphe ile başlayıp Concorde'a uzanan Champs-Elyseesi, Notre Dame katedrali ve Eiffel'den daha çok kişinin ziyaret ettiği Louvre Müzesi ile romantizmin ve özgürlüklerin merkezi olarak kabul edilen bu şehirde 2 gece geçirdim. Fransızca bilmiyorsanız işiniz zor. Croissant'ı bence PAUL'de denemek lazım. Louvre müzesinde fotoğraf çekimine izin veriliyor, buna çok şaşırdım. Mona Lisa tahmin ettiğimden daha ufakmış. Şehrin ulaşım altyapısı harika. Hemen hemen her yere yer altından gidilebiliyor. Görülmesi gereken yerler ilk 5 bölgede sıralanmış diyebilirim. Bisikletler için yollar yapılmış ama henüz bisiklete binme alışkanlığı yok Fransızların. Seine nehri kenarında gecenin bi vakti pique-nique yapanlar görürseniz şaşırmayın. Yalnız gitmemek gerek bu şehre

Paintball
6 Ocak 2008

Bugün şirketten arkadaşlarla paintball oynamaya gittik. Oynadığımız yerin web adresi de varmış: www.paintballcentrum.nl Amsterdam'a pek yakın değil ama açık havada oynayacak güçlü bir bedene sahip olmayan biz ofis insanları için güzel bir alternatifti. 2 takım oluşturuluyor ilk önce. Sonra güzelce yıkanmış ama yırtık ve düğmeleri olmayan tek parça kıyafetler giyilip, maskeler kafalara geçiriliyor. Silahlar deneniyor. Herkesin 100 mermi hakkı var. İlave ücret ödeyip fazladan mermi satın alınabiliyor. Mermilerin içerisinde tereyağı ve dışında ince bir tabaka var. Ancak bir yere çarpınca iğrenç karışım dışarıya çıkabiliyor. 3 saat olacağı söylendi ama net 1 saat oynadık diyebilirim. Amaç vurulmadan verilen görevleri tamamlamak. Bayrak kapma ve ölümsüzlük oyunları güzeldi. Çok yakından olmadıkça vurulduğunda çekilen acıya katlanabiliyorsun. Hijyenik olmadığını itiraf etmeliyim. Hiç oynamamış olanlara şiddetle tavsiye ediyorum ama ikinci kere için düşünmem gerekir. Bu pazar eğlencesinin kişi başı maliyeti ise 27.50 Euro.

Merhaba yeni yıl
1 Ocak 2008

2008 yılı hepimize mutluluk ve sağlık getirsin!